Fotoblogcu

Bilgisayar, Atari ve Öküz üzerine. . .

4/8/2008 · Kategori: Yaşam

Yeniden merhabalar arkadaşlar.
Yazamadan edemeyeceğim, sizlerin de ilgisini çekeceğini umduğum bir yazı dizisi okudum. Bu yazı dizisinin adı "bilgisayar mühendisi ne iş yapar." Evet arkadaşlar bilgisayar mühendisleri ne iş yaparlar?
Herkes merak etmiştir, bu adamlar boyna bilgisayar başındalar ne var bu kara ya da beyaz kutunun içinde acaba? Bizimkilerin (aile ortamı) tabiri ile bilgisayar hala bir "atari", malesef. Beş dakika beni bilgisayar başında görmesinler, kıyamet kopuyor. :( İçim sızlıyor gerçekten. Benim işim bu olacak diyorum, bana para kazandıracak olan bu diyorum yine anlatamıyorum.

Onlar inatla "bak hala oyun oynayıp duruyosun sabahtan beri, git yat saat kaç oldu" diyip duruyorlar. Bana acımanıza gerek yok arkadaşlar. Allah'a çok şükür bir şekilde kendimi ifade etmeye çalışıyorum onları kırmaya çalışmadan. Ayrıca Allah'a çok şükür ki başka bir şehirde üniversitede okuyorum. :)

Neyse asıl meselemize dönelim biz. Bu yazı neden bir fotoğraf blogunda yer alıyor? Hem benim ilgi alanıma girmesi hem de bu yazı dizisinin içerisinde ilgimi çeken beni gülmekten kanser eden bir dizi karikatürün de olması ki bu da bir nevi görsellik taşıdığı için burada kendisine yer buluyor. Ayrıca sizlerin de bu tür şeyleri bilmeye hakkınızın olduğunu düşünerek asıl amacım yeni nesil gençliğimizin meşhur "bizimkiler" gibilerinin esiri olmamasına en ufak da olsa bir katkı sağlayabilmek, tabii olmayacakları zamanımızda kesin gibi ama "bizimkiler"e denk gidenlere yazık olacak.

Yukarıdaki karikatür gerçekten mükemmel olarak hazırlanmış yaratıcı bir şahaser. İşte meşhur "bizimkiler" benim o işi yapmamı istiyorlar, ismi olsun yaptığın işin, bir diğer kahraman "elalem" ne yaptığını bilsin. Benim yaptığım iş, o "elalem"in bilgi kapasitesi ile niye sınırlı olsun ki?

Herneyse... Herşeye herneyse. Belki uzun diye okumam diyebilirsiniz bu yazı dizisini ama benden tavsiye yazı dizisini sırf karikatürler için de olsa bir açıp bakın derim. Görevimi yapayım ve sizlere bilgisayar mühendislerinin alanlara göre ne iş yapacaklarının kategorilendiği yazı dizisinin başlıklarını sizlere ulaştırayım:

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Türk insanı zamanı değersiz, boş işlerin kişisi midir?

19/7/2007 · Kategori: Yaşam


ABD'de, diziler sürece ikiye ayrılır. 20-22 dakika civarı hafif diziler ve 40-45 dakika civarı daha ağır, vurdulu kırdılı, maceralı diziler. Reklamları hesaba katarsak bir dizi için bir insanın televizyon başında geçirmesi gereken süre yarım saat veya bir saattir. Ciddi meslekleri, meşgaleleri, gün içi yaşam programları olan, hayatı bilerek yaşayan insanlar belirledikleri yarım saat veya bir saati ayırır, dizisini izler, işine devam eder.
Bizde nasıldır? Bir dizi sayamayacağımız kadar fazla reklam alır. Bütün prime-time, yani kar kuşağı iki diziyle geçiştirilmek istendiğinden süresi uzatıldıkça uzatılır, kimi diziler üç saati bulduğu gibi (film süresinden fazla), bazen bunu da geride bırakır.
Düşünelim. Üç saatini televizyon başında, yabancı dizilere oranla çok daha yavan ve yavaş ilerleyen bir diziyi izlemek, on dakikada bir de beş dakikalık reklamlarla boğuşmak zorunda kalan izleyicinin acaba o akşama has ne gibi planları olabilir? Öğrenciyse televizyonun karşısında o reyting için süresi uzun tutulup içi boşaltılan kaplumbağa hızındaki diziyi izleyip reklamlarla cebelleşirken ders mi çalışabilir? Ev kadını ev işi mi yapabilir? Okumak isteyen kitap mı okuyabilir, dışarı çıkıp soluk mu alabilir?

Bir diziye üç saat ayırmak Türk insanının, bizim, kabullenmiş olduğumuz, kabullenmek zorunda kaldığımız garabetlerden biridir. Dürüst olalım, bu yolla aslında şöyle denmektedir:
Amerikan seyircisi zamanı önemli seyircidir. Yapacak bir dolu işi, ayrı hobi alanları vardır. O hoşlandığı bir diziyi yarım saat, bir saat eğlenmek için izler, sonra işinin, arkadaşlarının, kitaplarının başına koşar.
Siz Türk seyircisi... Siz yapacak hiçbir işi olmayan, televizyondan başka eğlencesi de bulunmayan, önüne ne konursa eyvallah diyecek, ne yayınlanırsa içlerinden birini seçmek zorunda olan boş beleş bir seyircisiniz. Ne çalışacak dersiniz, ne okuyacak kitabınız, ne pişirecek yemeğiniz vardır. Siz zaten televizyonu vakit geçirmek için bir araç, basit bir eğlence kutusu olarak değil, bütün boş zamanın mahkum edileceği, yaşamın anlamı olarak görürsünüz.
Amerika'dakiler doktordur, mühendistir, avukattır, yaratıcı işlerle uğraşan, kendi dizisini seçebilecek, kaç dakika ayırabileceğini, saat kaçta başlayıp kaçta biteceğini bilerek ona göre hareket edebilecek seyircidir.
Siz hepiniz ya buluğ çağındaki dersle işi olmayan, sevdalar, hayaller peşindeki kız ve erkek, ya da her diziye aç, potansiyel zaman öldürücüsü birer ev hanımısınız. Size ne? Dizi kaçta başlayacak kaçta bitecek, lütfettik de yaptık işte, oturup izleyeceksiniz.
Bizimle dalga geçmeyi artık bırakın dizi yayıncıları, televizyoncular... Biz de zamanı değerli olan insanlarız. Amerikanların hepsi akıllı da, biz boş, plansız programsız insanlar değiliz. Biz de sınavı olan öğrenci, davası olan avukat, projesi olan mühendis olabilir, "bilerek" izlemek isteyebiliriz. Amerikan-Batı yayıncısı, izleyicisine bu saygıyı gösteriyor, siz de göstermelisiniz...

(Alıntıdır)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »