Dr. Mehmet OKUTAN
İnsan
ilişkilerinin özü, karşılıklı dinlemeyi zorunlu kılar. Dinleme, etkili insan
ilişkilerinin olmazsa olmaz şartıdır. İnsan ilişkilerinin sorunlu olmasının
arkasında, çok kez dinlemenin kalitesizliği yatar. Zannedildiği gibi insanlar
konuşarak anlaşamıyorlar. Atasözünün söylediği, “Hayvanlar koklaşa koklaşa,
insanlar konuşa konuşa anlaşırlar” ilişki biçimi, günümüzde pek geçerli
görünmemektedir. Yani insanlar konuşa konuşa anlaşamıyorlar Çünkü konuşmayı
bilmiyoruz. Çok konuşuyoruz, ama konuşmayı bilmiyoruz. Pastanede, kahvede, ev
oturmalarında, vb. hep konuşuruz, ama özellikle sınıflarda hep dinleriz.
Aslında dinler gibi yapıyoruz, öğrenciler olarak. Konuşmanın taklidi olmaz, ama
dinlemenin taklidi olur. Dinlermiş gibi yaparız, olur biter.
Geleneksel
kültürümüzde konuşma, daha çok gücü elinde bulunduranların ve büyüklerin
hakkıdır. Küçükler ise hep dinlemede olmalıdırlar. Bu durumu teyit için de
atasözlerimiz hazırdır: “Söz gümüşse, sukut altındır”. “Söz büyüğün, su(sus)
küçüğün”. Burada daha çok konuşmaya vurgu yapıldığı ve konuşmanın daha çok
büyüklerin hakkı olduğunun altı çizildiğini görüyoruz. Dinlemenin küçüklere mahsus bir davranış
olduğuna vurgu yapan bir anlayışta, küçüklerin hiç bir zaman kendilerini ifade
edebilme hakkı olmayacağını söyleyebiliriz. Dinlemediğimiz insanların bizi
dinlediğini sanmak, kendimizi aldatmak değil midir? Beni dinlemeyen birini,
benim dinlemem nasıl mümkün olabilir? Üstelik dinlemediğimiz insanların,
bizimle iletişim kurmalarını sağlayacağımızı nasıl düşünebiliriz?
Dinleme,
karşımızdakini önemseme anlamına gelir. Önemsediğimiz birinden daha çok verim
alabileceğimizi unutmak, önemli bir eksikliktir. Özellikle öğretmenlerin
öğrencilerini dinlemeleri, onların eğitimden elde edecekleri azami katma değere
ulaşmalarına yol açar. Dinlemediğimiz öğrencinin konuşmasını nasıl
sağlayabiliriz? Sınıfta olup biten şey aslında iletişimden ibarettir. Öğretmen
ile öğrenci iletişim kurabilirse, amaçlara ulaşılabilir. İletişimin
kurulabilmesi de etkin dinlemeden geçer. Yani öncelikle öğretmenlerin
öğrencileri dinlemesinden…
Okullarda
okuma-yazma, matematik bilgileri kazandırıyoruz, ama etkili dinleme ve konuşma
eğitimini ne kadar verebiliyoruz? Etkili dinlemenin eğitimle
kazandırabileceğini biliyoruz, fakat uygulamada bu bilgiyi hayata ne kadar
geçirebiliyoruz?
Öğretmenlik
öğrencilere etkili konuşma ve dinleme eğitimini kazandırabildiği kadar
sanattır. Sanat biçimine dönüşmeyen öğretmenliğin etkili olamayacağını söylemek
için uzman olmaya gerek var mı?
Soralım
öğrencilere, öğretmenlerden en çok ne istiyorlar? İstedikleri tek şey şu:
“Öğretmenim beni adam yerine koy; beni önemse!” Bunun yolu da, onları
dinlemekten geçer. Biz öğretmenler, genellikle öğrencilerin ne söyleyeceklerini
anlarız(!) “Leb demeden leblebi diyeceklerini”, hallerinden anlarız. Oysa
dinleyelim, belki “Lüleburgaz” diyecekler. Sonucu beklemek, sabır ister.
Öğretmenlik sabır istediği için sanattır. Sınıfında her öğrencinin
düşündüklerini özgürce ortaya koyabilmesi, onu önemseyip dinlememizden geçer.
Dinlemediğiniz kişiyi önemsediğinizi söyleyebilir misiniz? Söylerseniz de
inandırıcı olamazsınız.
Öğrencileri
dinlemenin ne anlama geldiğini anlamak için, kendinizi bir an için onların
yerine koyunuz. Yani empati yapınız. Şöyle düşününüz: Öğretmen olarak okul
müdürünüzün makamına çıktınız. Bir probleminizi anlatmak için müdürle konuşmak
istiyorsunuz. Müdürünüz size baktı ve önündeki resmi yazıları imzalamaya devam
ederek size “Sizi dinliyorum, hocam” dedi. Bu durumda ne düşünürsünüz? Galiba
en basit olarak şöyle düşünürsünüz; “Müdür Bey, beni önemsemedi, adam yerine
koymadı ve beni dinlemedi, bir daha mı, asla…” Çünkü aynı anda iki iş yapmak
mümkün değildir. Hem yazı imzalamak, hem de birini dinlemek olmaz. Üstelik
dinlemenin temel şartlarından biri, ilgilinin yüzüne bakmaktır. Bu durum sınıf
ortamında, öğretmen-öğrenci ilişkileri bakımında da aynen geçerlidir. Size
yapılan bir işlemi kabul edemiyorsanız, sizin de başkalarına aynı biçimde
davranmamanız gerekir.
Öğretmenlik
sanatı, etkin konuşan ve dinleyen bireyler yetiştirmede de kendini
gösterecektir. Mezun ettiğimiz öğrenciler, dinlemesini biliyorlarsa,
öğretmenlik sanatını gereğince icra ettiğimizi söyleyebiliriz. Öğretmenlik
dinlemesini bilen bireyler yetiştirebildiği kadar, sanat olabilir. Sanat
olamayan öğretmenliğin, sıradan öğretmeden farkı kalmaz. Sıradan öğretme, belki
bir iş olabilir, ama meslek olamaz!..
Öğretmenler,
öğrencileri dinleyerek onların önemli oldukları mesajını verebilirlerse, işleri
kolaylaşacaktır. Karşımızdakine, “Sen önemlisin, bu konuda ne düşünüyorsun?”
biçiminde yaklaştıkça, öğrencilerin gerçekten farklılaşacaklarını göreceksiniz.
Öğrencisine dinlemesini öğretemeyen öğretmen ve eğitim sistemi, sınıfta kalmaya
mahkûmdur. Her kafada bir sesin çıkmaması için herkesin gerektiğinde
konuşmasına ve dinlemesine fırsat verilmelidir. Bu konuda da en büyük
sorumluluk yine öğretmenlere ve okula düşmektedir.
Öğretmenlik
mesleğini sanat derecesine yükseltebilmenin yollarından biri, sınıfta ve okulda
etkin dinleme eğitiminin hayata geçirilmesidir. Sınıfında sadece öğretmenin
konuştuğu, öğrencilerin de “dinlermiş gibi” yaptığı bir uygulama sürüyorsa,
öğretmenliğin sanat yönünün eksik kaldığını rahatça söyleyebiliriz.
Öğretmenler,
konuşmadan çok dinlemeye ağırlık verirlerse, hem öğrencilerin keyiflerini
artırırlar, hem de öğretmenliklerini sanat mertebesine ulaştırabilirler.
Öğrencilerin her konuştuğu önemlidir, öğretmene düşen bu konuşulanları “etkin
dinleme” derecesinde dinleme sabrı göstermektir. Öğretmenlik sanattır, çünkü
herkesi, özellikle öğrencileri adam yerine koyup, büyük bir sabır isteyen
dinleme becerisi gerektirir. Başkasını adam yerine koymak, kendimizin değerini
artırır. Başkasını adam yerine koymayı bilenleri, başkaları da adam yerine
koyar. Bu, öğretmen ve öğrenciler için geçerli olduğu kadar, okul yöneticileri
için de geçerlidir.
Öğretmenlik mesleğini sanat
mertebesine ulaştırmada öğretmenlerin, kişisel gelişimleri içine “etkin
dinlemeyi” geliştirmelerini öneririm.
(drmokutan@hotmail.com)
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Dr. Mehmet OKUTAN
Öğretmenlik
bir sanattır. Çünkü öğretmenlik liderlik yapmaktır. Liderliğin çeşitli
tanımlarından biri, “izleyecek kişileri çekebilme yeteneği” biçiminde
yapılmaktadır. Bu yeteneğin sergilenmesi, başlı başına bir sanatçı mahareti
gerektirir. Liderlik yetkiden çok etki üzerinde yoğunlaşır. Yetki, insanlara
formalitelerden kaynaklanan bir güç verir; oysa etki insanın kişisel
özelliklerinden ve bilgisinden kaynaklanır. Etkiden kaynaklanan bir ilişki,
kişilerin liderlik özelliklerini dışa vurur.
Bir grubu
yönetmekle sorumlu olan öğretmen, öncelikle liderlik yapabilmelidir. Liderlik,
doğuştan kazanılan yeteneklere bağlı olmakla birlikte, günümüzde liderliğin
öğrenilebileceği üzerinde durulmaktadır. Çünkü liderliğin kuramsal yönü olduğu
gibi, uygulamaya dönük yönü de vardır. O halde öğretmen yetkisini kullanarak
sınıfı yönetmeye çalışırsa lider değil, belki “patron” olabilir. Ama öğretmen
kişisel etkisini kullanarak grubu yönlendirebilirse o zaman lider olabilir.
Günümüz eğitim bilimleri literatüründe ideal öğretmeni tanımlayan kavramın
“lider öğretmen” olduğunu biliyoruz. Öğretmenliğin sanat olması, öğretmenlerin
lider olmalarını gerektirmesi ile doğrudan ilişkilidir.
Öğrencilerin
sorumluluğu öğrencilik yapmaktır; öğretmenin sorumluluğu da, öğrencilerin
öğrencilik yapmalarını sağlamaktır. Onlara liderlik yaparak, onların öğrenme
arzularını uyandırmaktır. Sınıfındaki öğrencileri kişilik özellikleri ve
öğretim sanatçılığı ile etkileyebilen öğretmen liderdir. Lider olan öğretmen, sınıfındaki
öğrencileri etkileme gücündedir.
Liderliğin içeriği bir hayli
kapsamlıdır. Liderlerin özelliklerini sıralarken belki yüzlerce özellikten söz
edebiliriz. Meselâ, liderler dikkatli dinleyicidirler, cesaretli ve etkili
konuşma yeteneğine sahiptirler ve en önemlisi inandırıcı davranışlarla
sözlerini pekiştirici davranışlar gösteren kişilerdir. Eskilerin “kâmil insan”
dedikleri insan tipinin bugünkü karşılığı, eğitim bilimleri literatüründe,
kişilerin “bütünlük” özelliği olarak verilmektedir.
Bütünlük, “tamamlanmışlık”
biçiminde açıklanmaktadır. Bütünlüğü elde etmiş bir kişinin “içi dışı bir” ve
özü ile sözü tutarlı olduğunu söyleyebiliriz. Böylesi özelliklere sahip
kişilerin, lider oldukları söylenebilir. Öğretmenlerden de istenen bu özellikler
değil mi?
Öğrencilerin
öğretmenlerden bekledikleri şey, bir vecize değil, bir örnek görmektir.
Atasözündeki, “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” anlayışı, günümüzde
geçerliliğini tamamen yitirmiştir. Öğrenci, “Hayır hocam, siz ne yapıyorsanız
ben de onu yapacağım” diyor ve yaptığı ile söylediği tutarsız olan
öğretmeninden hiçbir şekilde etkilenmiyor. Öğretmenlerin lider olup
olmadıkları, onların davranışları ile söylemlerinin tutarlı olup olmadığı ile
çok ilişkilidir. Lider öğretmen, inanmadığı ve yaşamadığı değerleri hiçbir
şekilde sınıfta yaşatmaya çalışmaz. Öğretmen olarak çok şey yapmanıza gerek
yok; lider olun yeter!..
Öğretmenliğin püf noktası lider
olmaktır. Lider olamadıktan sonra, alan bilginizin derecesi ne olursa olsun,
öğrencilerinize ulaşmanız, onları gönülden etkilemeniz neredeyse imkânsızdır.
Liderlik
bir sanattır, çünkü liderlik tamamen değerlerinizi hayata geçirmekle
ilişkilidir. Bir inancı veya değeri yaşamak, bu inancı veya değeri anlatmak ve
açıklamak kadar kolay bir şey değildir. Bazen bir davranışı hayatımızda
göstermek için çok zorlanabiliriz. O zaman “dediğimi yap, yaptığımı yapma”
sözüne sığınma gereği duyarız. Bu durumda lider olamamak bir yana, yönetici
olmak bile zorlaşır.
Lider
öğretmen, öğrencilerini adam yerine
koyarak, onlarla “iki uygar insan gibi” konuşabilme büyüklüğünü gösterebilir.
Lider öğretmenin sınıfında, “tek adam” yönetimi değil, “takım yönetimi”
egemendir. Lider öğretmen, öğrencileri merkeze almış, sınıfın bütün
düzenlemelerini, onların keyiflerini üst düzeyde tutmaya yönelik olarak
düşünür. Lider öğretmenin öğrencileri, öğretmenlerinden korktukları için değil,
ondan etkilendikleri için öğretmenlerine bağlılık gösterirler. Lider öğretmenin
öğrencileri, sınıftaki düzenin oluşmasında azami derecede etkindirler. Çünkü
lider öğretmen, öğrencilerinin hepsine güvenmekte ve hayat felsefesi ile onları
etkilemektedir. Lider öğretmen, öğrencilerin hepsini önemsemekte ve herkesten,
bireysel özelliklerine göre performans beklemektedir. Öğrencilerinin hepsinden
aynı alanda, aynı başarıyı beklemek yerine, bireysel özelliklerine göre
performans göstermeleri için onlara yardımcı olmaktadır. Lider öğretmen,
mevzuatın vermiş olduğu gücü mümkün oldukça hiç kullanmaz. O, öğrencilerini
etkileyebildiği için “önemli bir kişidir”, ama asla “kutsal bir kişi” değildir.
Lider öğretmen, grubu informal olarak etkileyebilmekte, öğrencilere bıraktığı
etki dolayısıyla da onların öğrenme arzularını uyanık tutabilmektedir.
Lider
öğretmenin sınıfında formaliteler hemen hemen hiç yoktur. Eğer kurallar veya
çalışmalar “formalite” gibi algılanmaya başladıysa, lider öğretmen bunun
önlemini derhal alabilecek iradeye sahiptir.
Lider
öğretmen, öğretmen olduğu için saygı duyulması gereken biri değil, saygı
duyulmaya lâyık olduğu için öğrencileri tarafından saygıdeğer kabul edilen
kişidir. Sokakta kendisini gören öğrencilerinden saygı ve sevgi bekler, ama
bunu mevzuattan kaynaklanan bir hak olarak asla görmez. Lider öğretmen,
kendisine bir saygısızlık yapıldığında, bunun hemen mevzuatla halledilmesi
gereken bir sorun olduğuna inanmaz. Aksine “Acaba nerede hata yaptım?” diye
düşünerek, soruna farklı çözümler bulmaya çalışır.
Liderlik
bir sanattır. Sınıfı yönetmek de bir sanattır. Sınıfı liderce yönetmeyen
öğretmenlerin, öğrencilerine eğitim anlamında bir şeyler vermesi mümkün
olmadığı gibi, öğretim anlamında da bir şeyler veremeyeceği kolayca
söylenebilir. Çünkü öğrencinin öğretmeninden herhangi bir bilgi öğrenebilmesinin
ön şartı, öğrencinin öğretmenden etkilenmesidir. Öğretmen liderlik
özelliklerini kullanarak öğrencilerin “cazibe merkezi” olabilmelidir. Bu da
liderlik sanatını sergilemekle mümkün olabilir. Lider öğretmen, sözü ile özü
bir, söylediği ile yaptığı tutarlı kişidir. Bu özelliklere sahip olamayan
öğretmenlerin, öğrencilerini istediği başarıya ulaştırmasını düşünmek zordur.
Etkilenmeyen öğrenci, öğretmenini niçin ve nasıl dinlesin ki? Lider öğretmenin
önemli özelliklerinden biri de, etkili dinlemedir. Haftaya öğretmenlik sanatının
bu yönü üzerinde durmaya çalışalım.
(drmokutan@hotmail.com)
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!